kuşkusuz dünyada ilk karaciğer nakli geçirecek olan insan abidal, ilk kanser kastası da babam değil. ikisinin iki ortak noktası var. futbola aşıklar ve karaciğerleri sorunlu. abidal şimdilik kağıt üzerinde babamdan daha şanslı gözüküyor, çünkü karaciğer nakli yapılacak kendisine. 2012 yılı düşünülünce çoğu nakil artık başarılı oluyor ama ortada hiç küçümsenmeyecek bir risk var hala. babamın şanssızlığı ise karaciğede ve vücudunda kanserin nakle izin vermeyecek kadar yayılmış olması. ama buna rağmen perşembe günü yapılan kontrolde doktor “olabilecek en iyi durumda. iyileşmesini beklemiyorum zaten ama kötüleşmemesi çok iyi” diyerek, bizi babamın iyileşmediği gerçeğine rağmen mutlu olmaya sevk etti.
aslında pederin rahatsızlığından önce de kanser iç burkan bir durumdu. iki yakın arkadaşım (sonradan bir daha eklendi üç) babalarını kanserden kaybetmişti. hem yakın hem uzaktı ama yaşayınca daha net anladım durumun ne kadar boktan olduğunu.
abidal’e acil şifalar. bir daha futbola dönmesi zor diyorlar ama inşallah bir an önce iyileşir ve oğluyla (var mı bilmiyorum yoksa yapsın bir tane tedaviden sonra) top oynar uzun yıllar.
geçen gece aklıma geldi yukardaki üç arkadaşımdan birisinin babasıyla olan derbi hikayesi. 6-0’lık maçtan önce babası o karşılaşmayı göremeyeceğini hissetmiş.
benim peder ketum adam belki de ikimiz de erkek olduğumuzdan konuşmuyoruz böyle şeyleri. korkularını anlatmıyor, en fazla susuyor. ben de o rahatsız olmasın diye üstelemiyorum fazla. düşündüm ya son derbisiyse pederin. gerçi tff sağ olsun bu sezon çok fazla fb-gs kapışması olacak, o yüzden (kısmetse) iki tane daha izleme olasılığı vardır sanırım. ama gelecek sezon için durumlar mechul.
perşembe doktora gitmeden, doktorun kapısında geri dönüş yolunda, bugün işten eve geldiğimde hep derbiyi konuştuk. durup durup “bu sefer yeneriz” diyor. ben yener miyiz bilmiyorum ama yarın akşam için izin almadığımdan pişmanım. pederle ağız tadıyla bir derbi izlemek isterdim. valide yemek yapardı, kuruyemiş falan. neyse kısmetse play-off’taki gs-fb maçlarına izin alacağım en azından gündüzcü olacağım falan.
maç ne olur ne biter bilmem. gönlümden geçen tabii ki galibiyet ama kendim için istiyorsam ne olayım. cidden babamın bu hayatta en sevdiği şey futbol. kendimi bildim bileli evde maç izlenir, kendimi bildim bileli kendi oynadığı maçları anlatır bana. takım yenince daha mutlu olan bir adam babam. aslantepe’deki galibiyetten sonraki halini hatırlıyorum. kemo haftasının ortasındaydı günde 20 saat uyuyan adam o gün derbi saati uyanmış keyifle maçı izlemiş, sonrasında da “oğlum nasıl yendik” diye aramıştı. yarın da arasın lan bu adam beni. alın amına koyayım şu maçı. modern tıbbın çaresiz kaldığı her yerde herkes moral çok önemli diyor. şu siktiri boktan dünyada önümüzdeki 24 saatte babama bu galibiyetten daha çok moral verecek bir şey yok. alın şu maçı, arasın yine peder beni “oğlum nasıl yendik kadıköy’de” desin…
